7 Eylül 2007 Cuma

Ankaram Renkli olsun

Pazar günü neredeyse bütün gün Ankara’nın bir çok bölgesini ailecek kaybolduğumuzdan arabamızla gezme fırsatımız oldu. Bu geziden benim aklımda kalan, gördüğüm yerler hakkındaki en kalıcı izlenim, neydi biliyormusunuz? Renksizlik ve Grilik duygusu. Hani renkli televizyona alışmış olan birini eski siyah-beyaz televizyonu seyretmeye zorlarsınız ya, işte öyle bir duygu ve memnuniyetsizlikti benimkisi. Ankara, mevsimin kış olmasının da katkısı ile genel olarak bir renksizlik içindeydi.

Uzun yıllar yurtdışında bulunmuş biri olarak bu yavanlık beni hüzünlendirdi ve kaybolduğuma en azından “Ankara’da ilginç ve rengarenk yeni yerler gördüm bari” diye pek de sevinemedim. Yurtdışında en kötü bölgelerde bile böyle bir yavanlık görmezsiniz, değişik bir yapı, resim ya da bir ilginçlik mutlaka gözünüze çarpar. Şimdi Ankara’da daha önce gezdiğim üst düzey sayılan yerleri Çankaya’yı, Bilkent’i, Ümitköy’ü ve hatta yeni yapılanan Çukurambar/100.yıl bölgesini düşünüyorum da, onlar da da fazla renk yok.

Kanaatimce bu renk düşmanlığı askeri düşünce tarzından kaynaklanıyor. Yani bir köprü yaparken bunu ne renge boyayacağız diye hiç düşünüyorlarmı acaba... merak ediyorum, yoksa hiç düşünmeden alışılageldiği üzere kir göstermesin diye zaten kirli olan renkleri mi kullanıyorlar? Halen Eskişehir yoluna bir dizi yeni üst geçit yapılıyor, bu geçitler rengarenk olsa çok daha estetik durmaz mı? ya da bunun bir sakıncası var mı? Bunun ekstra bir maliyeti olacağını da düşünmüyorum açıkçası. Ya da şu meşhur gökkuşağı projesi (fiyaskosu demek daha doğru olabilir) gökkuşağı renklerine boyanmış dükkanlardan oluşsaydı daha çok dikkat çeker, göze daha estetik görünür ve belki şu ankinden daha fazla iş yaparmıydı?

Bence biraz askeri düşüncelerden kalıntıları da taşıyoruz içimizde... değişik bir renk giyecek alırken bile “acaba garip karşılanırmı” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz hala. Bunun çözümü biraz da içimizde gibi görünüyor, önce içimizi özgür bırakmalıyız, sonra gerçekten yaratıcı fikirler elbet çıkacak ve Ankaram bir başka güzel “gerçekten” olacaktır, buna eminim.

Hiç yorum yok: